Dünyalar Hâkimi – The World in His Arms (1952)

Kaptan Clarck kürk ticareti yapmaktadır. Hızla gelişen olaylardan sonra Ruslarla arası iyice bozulmuştur. Sonunda Alaska’yı satın alıp daha rahat iş yapmak ister ama tam o günlerde bir Rus kontesiyle tanışır. İşini sürdürme konusunda sorunları olan ve para bulmaya çalışan kaptanla güzel kontes arasındaki ilişkiler yeni gelişmelere yol açar.

Sierra Madre Hazineleri – The Treasure of the Sierra Madre (1948)

Humphrey Bogart müthiş bir oyun çıkardığı film baba-oğul Huston'lara iki Oscar ödülü birden kazandırmıştı. Filmde Dobbs ve Curtin adlı iki adam uzun süre çalıştıkları işin sonunda dolandırılıp, paralarını alamayınca Meksika'da dilenerek karınlarını doyurmaya başlar. Amerikalı iki adam bir gün bir arkadaşıyla birlikte hazine aramaya çıkar. İlk zamanlar dostluklarından emin olsalar da, altın çıkmaya başladıkça aralarındaki ilişki düşmanlığa dönüşmeye başlar. Altının karşı konulamaz çekiciliği özellikle Fred'in kontrolün dışına çıkarır. Artık her biri diğerleri için büyük bir tehdit haline gelmeye başlar.

Ölüm Gemisi – Death Ship (1980)

Üç masum insan, bir fırtına ve bir katil tarafından tutsak edilmiştir. Dışarıda bir fırtına vardır, ama hiçbir şey Key Largo'daki otelin içinde yaşanan fırtınayla karşılaştırılamaz. Orada, sadist mafya patronu Johnny Rocco otel sahibi Nora Temple'ı , onun felçli kayınpederini ve eski bir asker olan Frank McCloud'u silah zoruyla rehin tutar. McCloud, Rocco'ya karşı durabilecek tek adamdır. Ancak savaş sonrası dünyasının gerçeklikleri onu savaşma gücünden yoksun bırakmıştır.

Kanunun Üstünde – Above the Law (1988)

Nico Toscani eski bir CIA ajanıdır. Genç adam, Vietnam Savaşı’na katılmış ve oradan korkunç tecrübelerle ayrılmıştır. Nico artık geçmişi unutup karısı ve küçük oğluyla huzurlu bir hayat sürmek ister. Chicago Polis teşkilatında çalışan Nico, bir gün büyük bir uyuşturucu kaçakçılığının gerçekleşeceği ihbarını alır.

Palyaçolar – I Clowns (1970)

Fellini’nin sirke ve gerçeküstüne duyduğu büyük ilgi, son başyapıtlarından biri olan Palyaçolar’da gün ışığına çıktı. Film Fellini’nin çocukluğunda palyaçolarla ilgili saplantısını yansıtıyor ve küçük bir çocuğun, odasının penceresinden, kurulmakta olan bir sirki izlemesiyle başlıyor. Her ne kadar komik olsa ve “belgesel komedi” olarak adlandırılsa da, bu film otorite, yoksulluk, tevazu ve kibir gibi daha derin insanlık durumlarını inceler, bunların tümü de yörenin seks delisi berduşu, cüce bir rahibe ve sakat bir Mussolini destekçisi gibi karakterler olan palyaçolar aracılığıyla verilir. Ardından, Fellini’nin gençliğindeki bu palyaçoları Paris’te aramaya koyulup başlarına neler geldiğini öğrenmeye çalışmasıyla film, anlatıdan ve düşsel havasından uzaklaşıp daha belgesele yakın bir yaklaşım benimser.

Soluk Benizli Adam – Pale Rider (1985)

Soluk Benizli Adam'da Eastwood dokuz seneden sonra tekrar at sırtına dönüyor. Eastwood hem yönetip hem oynadığı filmde gerilim ve macerayı bir araya getiriyor. Maden ocağı sahibi Coy LaHood (Richard Dysart), bağımsız çalışan maden işçilerini bölgeden uzaklaştırmak için terör saçmaya başlar. Preacher (Eastwood) adındaki bir yabancı madencilerin kampına gelerek, onların yanında yer alır. Buna karşılık maden ocağı sahibi rozeltli katilleri vekil tayin eder. Adamlar en yüksek rakamı ödeyene sadık olacaklardır. LaHood altın öder, fakat unutmamak gerekir ki Preacher bağımsızlık vaadeder.

Mukaddes Vazife – Das Boot (1981)

1979 yılında çekilmiş 1981 yılında vizyona giren, İkinci dünya savaşında u 96 adlı tip 7 sınıfı alman U-boot mürettebatın konu alan film. Propaganda unsuru taşımaz. Wolfgang Peterson yönetmenliğinde Almanca çekilen film yaklaşık 6 saatir. Savaşta Alman denizcilerin hayatlarını içinde bulundukları psikolojik durumu görsel bir anlatış biçimiyle dile getirmektedir. 1980'deki galasında zamanın ünlü isimleri filmi sonunda Wolfgang Petersonu ayakta alkışlamıştır. Diğer savaş filmlerinde olmayan savaşın insancıl boyutunu ortaya çıkartmıştır.

Nil’de ölüm – Death on the Nile (1978)

Ünlü dedektif Hercule Pierrot bu kez Nil'de yol alan S.S.Karnak gemisindedir. Zengin bir mirasyedi olan Linnet Ridgeway gezi sırasında öldürülür. Pierrot cinayeti araştırmaya başlar. Gemi limana yanaşmadan önce cinayeti çözmesi gerekmektedir. Ancak işi zordur. Çünkü gemide bulunan herkes Linnet'in ölümünü isteyecek niteliktedir.

Duğru Hamle – All the Right Moves (1983)

Liseli yetenekli Amerikan futbolu oyuncusu Stef Djordjevic (Tom Cruise) Pennsylvania'nın batısında yaşadığı sıkıcı kasabadan ayrılmak için tek çözüm yolu olarak iyi bir üniversiteden futbol bursu almayı görmektedir. Ancak Stef'in antrenerü Nickerson (Craig T. Nelson) da aynı hayalle yanıp tutuşmaktadır ve ikilinin çakışan hayalleri Stef'in hedeflerini tehlikeye atmaya başlar.

Sol Ayağım – My Left Foot: The Story of Christy Brown (1989)

Beyin felçli olarak doğan Christy Brown, hastalığı nedeniyle hareketlerini kontrol edemez ve tekerlekli sandalyeye mahkum bir yaşam sürer. Ancak çocukluğunda, sol ayağının felçten etkilenmediğinin farkına varması hayatını değiştirecektir. Christy sol ayağını kendine verilmiş bir şans olarak görür ve azmin de yardımıyla hastalığının etkilerini yenmeye çalışır. Bu çalışmanın sonucunda ise sakat vücudunun içinde gizli olan zeka ve yazma yeteneği ortaya çıkacaktır.Sadece sol ayağını kullanarak yazdığı romanlar ve şiirler, sonraki yıllarda Christy Brown’un İrlanda edebiyatının saygın isimleri arasına girmesini sağlayacak ve azimle çalışmanın sonucunda imkansız diye birşeyin olmadığını tüm insanlığa gösterecektir.Christy Brown’ın ölümünden dokuz yıl sonra çekilen film, yazarın hayatından kesitleri anlattığı kitap olan Sol Ayağım’ın sinema uyarlamasıdır. Kimi zaman hüzünlü, kimi zaman eğlendirici olabilmeyi başaran filmin, azim ve umut hikayesi olarak vereceği evrensel mesajları var.