Düşler Ülkesi – Dreamland (2019)

1935 yılının Texas'ında bir banka soyulmuş, kaçan soygunculardan Allison Wells her yerde aranmaktadır. Genç Eugene onu evin yakınlarında bulunana bir saman deposunda onu yaralı bulur. Eugene onu tedavi ederek bir süre saklanmasına yardım eder. Sonrasında birlikte kaçmaya başlarlar.

Kahraman İkili – Free Birds (2013)

Free Birds, özgürlükleri için menülerden hindi yemeğini kaldırma amacıyla bir araya gelen ve zamanda yolculuk yapan iki hindinin eğlenceli öyküsünü konu ediniyor. Reggie son derece mutlu ve sorunsuz bir hayat sürerken kendini Şükran Günü yemeği için Beyaz Saray'da hazırlanırken bulur. Bir gün Jake isimli başka bir hindi tarafından kaçırıldığında ise orada bulunmasının asıl nedenini öğrenir. Reggie, yemek masasının onur konuğu olmaktan ziyade masanın sıradan yemeklerinden biri için kullanılacaktır. Reggie ve Jack kafa kafaya verip devasa binadan kaçmaya karar verirler, bu sırada da evin bir köşesinde yer alan hükümete ait gizli bir labaratuarla karşılaşırlar. Labaratuarda bulunan zaman makinesi onları 1621 yılına, Şükran Günü yemeğinin ilk kez yapıldığı tarihe götürür. Kahraman İkili filminin Türkiye galası, İstanbul ve Şanlıurfa'daki yardıma muhtaç çocuklar için yapıldı. Murat Boz da Şanlıurfa'da genç hayranlarıyla buluştu.



Vahşi Bölge – Wildland – Kød & Blod (2020)

Annesinin trajik ölümünün ardından Ida, teyzesi ve kuzenleriyle beraber yaşamaya başlar. Evin içinde her şey yolundan giderken Ida, suç dünyasıyla tanışacaktır.Gösterildiği festivallerde olumlu yorumlar alan bu dram dolu filmin yönetmen koltuğunda bulunan Jeanette Nordahl'ın çıkış filmi olarak göze çarpıyor. Başrolde yer alan genç oyuncu Sandra Guldberg Kampp etkileyici performansıyla adından söz ettiriyor.

Geçmişi Silmek – Delete History – Effacer l’historique (2020)

Toplumla uyumsuz karakterleri seven Benoît Delépine ve Gustave Kervern’i. 32. İstanbul Film Festivali’nde izlediğimiz Le grand soir / Zıt Kardeşler ’den hatırlıyoruz. Anarşik uçarı komedileriyle her daim güncel meseleleri yakalayan yönetmen ikilisi, bu kez dijital çağın bizi soktuğu tuhaf durumları dinamik ve son derece eğlenceli bir kurgunun içine yerleştiriyor. Bir taşra kentindeki üç komşunun yolu dijital ortamda yaşadıkları mağduriyetlerle kesişiyor. Marie’nin başı bir seks videosuyla dertte; Bertrand’ın kızı sanal ortamda linç yiyor; Christine ise düşük Uber puanlarını kafaya takmış durumda. Üçü birleşip teknoloji devlerine kafa tutmaya çalışırken, kendini ciddiye almayan, matrak bir Black Mirror’ın içine düşüyoruz adeta. Filmde Vincent Lacoste, Benoît Poelvoorde, Jean Dujardin gibi tanıdık yüzler de kısa sürpriz rollerde karşımıza çıkıyor.



Ye, Dua et, Sev – Eat Pray Love (2010)

Senaryosu Ryan Murphy'ye ait olan ve yazar Elizabeth Gilbert'ın kendi hayat deneyiminden yola çıkarak yazdığı Eat, Pray, Love kitabından uyarlanan filmde Julia Roberts, ABD'nin bu popüler yazarını canlandıracak. Roberts'a filmde, The Visitors ile Oscar'a aday olan Richard Jenkins eşlik edecek. Film, hayatta herşeye sahip olan ama bir türlü tam bir mutluluğa erişemeyen Elizabeth'in acılı bir boşanma ve depresyonun ardından kendini keşfetme sürecini anlatıyor.
video

Kazara Zengin – Mr. Deeds (2002)

Longfellow Deeds ufak bir kasabada pizza restoranı sahibi olan ve aynı zamanda şair olan bir zattır. Aynı zamanda su götürmez bir saf olan Mr. Deeds kasaba halkı tarafından da çok sevilmektedir. Her klişe miras konulu filmde olduğu gibi Mr. Deeds büyük bir servetin kendisine miras kaldığını öğrendiği zaman şaşırır. O ana kadar paraya fazla önem vermeyen Mr. Deeds, Blake amcasından 40 milyar $ kaldığını öğrenince hayatı değişir. Mr. Deeds'e paranın yanında bir medya devi olan amcasının medya şirketi de kalmıştır. Mr. Deeds miras için New York'a ulaştığında bütün basın onun peşine düşmüştür. Amcasından miras kalan medya şirketinin 2 numaralı yöneticisi olan Chuch Seder hem Mr. Deeds'in mirası almasına engel olmak hem de şirketi ele geçirmek istemektedir. Bu arada TV yapımcısı olan Babe Bennent te kimliğini Mr. Deeds'ten saklayıp ona aşık olduğuna Mr. Deeds'e inandırır. Böylece onu TV programında onu küçük düşürebilecektir. Ancak Babe Mr. Deeds'e aşık olduğunu farkeder.



Penceredeki Kadın – The Woman in the Window (2021)

A. J. Finn’in romanından uyarlanan filmde, agorafobi hastası Anna Fox’ın (Amy Adams) hikâyesi anlatılıyor. New York’ta bir apartmanda yalnız yaşayan Anna, asla dışarı çıkmaz. Hastalığı dolayısıyla evden dışarı çıkmakta, kalabalığa karışmakta, sosyal aktivitelerde bulunmakta zorlanmaktadır. Tüm zamanını evde içip, film izleyerek ve komşularını röntgenleyerek geçirir. Anna’nın rutin, sakin yaşantısı evinin tam karşısına taşınan Russell ailesinden sonra alt üst olur. Anna, idealindeki aile olarak gördüğü Russell ailesini röntgenlemeye başlar ve bir gün hiç görmemesi gereken bir şey görür.