Ben Bir Pranga Kaçağıyım – I Am a Fugitive from a Chain Gang (1932)

Mervyn LeRoy’un, dönemin yaygın ceza uygulamalarını sert biçimde eleştiren ve hapishane filmlerinin atası kabul edilen filmi, Paul Muni’nin (aynı yıl Scarface’te bununla taban tabana zıt bir gangster rolünü canlandırmıştır) muazzam oyunculuğuyla, Warner Brothers’ın 1930’lar boyunca uzmanlaştığı yıkıcı toplumsal protesto dramlarının belki de en iyisi. Robert E. Burns’ün otobiyografik hikâyesini temel alan, Ben Bir Pranga Kaçağıyım, şansı yaver gitmeyen bir 1. Dünya Savaşı gazisi olarak, uydurma bir suç yüzünden prangaya vurulup, uzak güney eyaletlerinde ağır işçiliğe mahkûm edilmesinin ardından, merhametsiz bir suçluya dönüşen masum bir adamın canlı bir portresini sunar. Adam dürüst bir hayat sürmek için kaçar, ihanete uğrar, yeniden kaçar ve yakalanmış bir kaçak olarak ömür boyu hapis cezasına çarptırılır. Kayayı bile orta yerinden çatlatacak sadist gardiyanlar, firarlar (birçok filme temel oluşturmuş, uluyan tazıların bataklıktaki takip sahnesi dâhil), hücre cezası, parmaklıkların ardındaki kendine özgü dil başarılı bir biçimde perdeye taşınır. Sırf defalarca gönderme yapılmış bir film olması (en son Coen Kardeşler’in O Brother, Where Art Thou?/ Nerdesin Be Birader? filminde) açısından seyredilmeye değer bir yapım. Modası geçmiş olsa da halen ünlü ve unutulmaz son cümlesiyle seyirciyi derinden etkiliyor.