Parmaklıklar Ardında – Cool Hand Luke (1967)

Asi ruhlu, başına buyruk ama sicili temiz bir genç olan Luke,sarhoş olduğu bir gece ortada bir neden yokken kasabanın parkmetrelerine zarar verdiği için hapse gönderilir. Yer,ABD'nin güney eyaletlerinden birindedir ve 1960'lı yıllarda bu bölgede hapishaneler bir nevi toplama kampını andırır. Mahkumlar bütün gün yol yapımı gibi ağır işlerde çalıştırılırlar. Şartlar çok çetin,disiplin ise sıkıdır. Aslında başarılı bir askerlik geçmişi de olan Luke fazla bir ceza da almamıştır, ancak buna rağmen defalarca kaçma girişiminde bulunur. Her girişiminde cezası daha da arttığı gibi kamp yöneticilerinin gittikçe vahşileşen baskılarına da maruz kalmaya başlar. Bütün bunlar soğukkanlı duruşunu, inatçılığı ve iradesini kırmaya yetmez. Bu özellikleriyle diğer mahkumların idolü haline gelir. Onların yapamaya cesaret edemediğini yapmış, baskı ve kaba kuvvete karşı özgürlüğün sembolü haline gelmiştir. İşte bu nedenle idareciler onun iradesini diğer mahkumların önünde kırmayı denerler ve başarır gibi de olurlar. Önceleri tamamen teslim olmuş gözüken bir Luke diğer mahkumların umutlarını kırsa da son bir kaçma girişimiyle onların gözünde tekrar bir kahraman haline gelir ama bu kez yöneticiler daha ileri gitmesine izin vermeyeceklerdir...



Serseri Aşıklar – À bout de souffle (1960)

Michel Marsilya'da bir otomobil çalar ve yolda bir polis öldürür. Paris'te Champ Elysees'de New York Harold Tribune gazetesi için stajyerlik yapan Patricia'yı bulur. Daha önce birkaç kez birlikte olmuşlardır. Michel polis tarafından aranırken eski arkadaşlarıyla buluşup Roma'ya gitmek için gerekli parayı elde etmeye çabalar. Ancak ikisi de duygularından bir türlü emin olamaz. Başının polisle belaya girmesini istmeyen Patricia büyük bir ikilemde kalır. Onun bu kararsızlığına aldırış etmeyen Michel ise tam bir güven içinde son hazırlıkları yapmaktadır.



Navaron’un Topları – The Guns of Navarone (1961)

2. Dünya savaşında bir komando takımı, Ege adalarından birine bombaları imha etmek üzere gönderiliyor. Alman birlikleri burada bir kanalın kontrolünü elinde tutmaktadır. Komandoların amacı, topları imha edip İngilizlerin bölgeye girmesini sağlamaktır. Alistair Maclean'in romanından uyarlanan film, tüm zamanların en başarılı savaş filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bunda senaryo kadar, parlak oyuncu kadrosunun da etkisi var. Ayrıca göz alıcı efektleriyle Oscar ödülü kazandığını da belirtmek gerek.



ZULU – Canlı Kafa Avcıları (1964)

Zulu imkansızlıklar karşısında cesaretin yer aldığı destansı bir film. Gerçek bir hikayeden uyarlama olan film, 100 İngiliz askerinin 1879 yılında Rorkes Geçidi'nin savunmasında 4.000 Zulu savaşçısına karşı verdiği mücadeleyi anlatmaktadır. Kibirli ancak cesur Lt. Bromhead rolü Michael Caine'e dünya çapında bir ün getirirken, Stanley Barker ve Jack Hawkins gibi İngiliz aktörleri de görülmeye değer performans sergiliyorlar.



Vurun Kahpeye (1964)

Ülkenin işgal altında olduğu sırada, öğretmen okulundan yeni mezun olmuş İstanbullu idealist Aliye öğretmen, bir Anadolu kasabasına atanır. Kasabayı benimseyeceğine, çocuklara bir ışık, bir anne olacağına ve hiçbir şeyden korkmayacağına dair söz veren genç öğretmen, Milli Mücadeleye destek olur ve çeşitli faaliyetlere katılır.Bunu tasvip etmeyen yobaz Haccı Fettah, din ve namusu bahane ederek Aliye’ye iftira atar, tüm kasaba ona inanır ve genç öğretmen idealleri, savunduğu düşünce uğruna linç edilir.



Sevinç Gözyaşları (1965)

Ayhan, küçük yaşta yetim kalır. Babasının hizmetkârlığını yaptığı Hulusi Paşa'nın yardımlarıyla tahsiline devam eder. Eğitimini tamamlayıp mühendis olan Ayhan, beraber büyüdüğü Selma'yla evlenmek ister. Bu sırada Selim, Paşa'nın kızı Filiz'le zenginliğinden faydalanmak için nişanlanır. Bir süre sonra Hulusi Paşa, Ayhan'a ve Selim'e iflas ettiğini açıklar. Bunun üzerine Selim kızdan ayrılır fakat Filiz bu ilişkiden hamile kalmıştır. Durumu öğrenince kalp krizi geçiren Hulusi Paşa, kendisini bu durumdan kurtarması için Ayhan'ı kullanmak isteyecektir.

El Dorado (1967)

Efsanevi yapımcı ve yönetmen Howard Hawks klasik bir Western dramada yine efsanevi iki oyuncuyu biraraya getiriyor: John Wayne ve Robert Mitchum. Alkolik ama aynı zamanda da dişli bir şerifi canlandıran Mitchum vahşibatının karanlık yüzüyle mücadele etmektedir. Kiralık silahşör Cole Thornton eski bir dostu olan şerifle iş birliği yapar. Yaşlı bir yerli ve bir kumarbazla birlikte çiftlik sahibi bir aileye, sularını çalmaya çalışan başka bir çiftliğe karşı mücadelede yardım ederler...
video

Çılgınlar Kraliçesi – Breakfast at Tiffany’s (1961)

New York Sosyetesinin renkli simalarından Holly, yan dairesine taşınan genç bir adama ilgi duymaya başlar. Holly aslında canı istediği her erkeği kendisine aşık edebilen bir kadındır. Gönlünce geçirdiği gecelerin sabahında mücevher dükkanı Tiffany vitrini önünde kahvaltısını yapar. Bu hep böyle yaşanır. Yalnız bir sabah işte bu genç adam Paul Varjak ortaya çıkar ve bu kez bir duygusallık oturuverir Holly’nin gündemine. Bu zamanla platonik bir aşka dönüşür. Film Truman Capote’nin romanından uyarlanmıştır.