Komik Kız – Funny Girl (1968)

Komedyen Fannie Brice'ın (Barbra Streisand) gençlik yıllarının geçtiği yoksul Yahudi mahallelerinden kariyerinin tırmanış hikayesi, ilk eşi Nick Arnstein (Ömer Şerif) ile evliliğinden boşanmasına kadar olan yaşamı ve dahası filmde konu ediliyor.



Harika Otomobil – Chitty Chitty Bang Bang (1968)

Rüya gibi bir müzikal…Birbirinden büyüleyici müziklerle bezenmiş olan filmde hikâye bir arabanın etrafında döner. Sıra dışı bilim adamı Caractacus bir araba icat etmiştir: Bu arabanın en etkileyici özelliği kendi başına hareket edebilmesidir. Gerektiğinde uçan ve yüzen bu arabaya kötü niyetli Baron Bomburst göz dikip kaçırınca macera başlar.

Kanun Namına (1968)

Murat; “Bütün suç, bütün günah bende. Şimdi aradan geçen zamanlardan, çekilen acılardan sonra o günleri düşündükçe nasıl boş, nasıl manasız bir hayatın içinde ziyan olduğumu anlıyor, daha çok pişman oluyorum. Lakin o pırıltılı, o hızlı hayat benim gibi bir kenar semt çocuğunun başını döndürecek kadar güzeldi. Güçlü kuvvetliydim, bıçkın ve ataktım. Ekmek elden su gölden yaşamaya bayılıyordum. Şarkıcı dansöz kadınlar, içki, kumar her türlü eğlence içinde, bana rüya gibi gelen bir âlemdeydim. Kadınlar bir dediğimi iki etmiyor, bana para sıkıntısı çektirmiyorlardı. Doğup büyüdüğüm semt, annem, babam, beni tanıyanlar, arayanlar, sevenler aklıma bile gelmiyordu.” Annesi Lütfiye Teyze ve babası Fazıl Amca, Arnavutköy’de ler. Akıllarının ucundan bile geçmezdi böyle bir durum. Komşu kızı Nilüfer “İyi olsun da varsın biz unutsun” diye avutuyor Onları. Gizliden seviyordu delikanlıyı. Geçimi dışarıya dikiş dikerek. Üvey anası Aliye Rona ve kardeşi Leyla dışında, başka sorunlarla da uğraşmak zorunda. ‘Milyoner fabrikatör’ Semih Bey, evlerine biraz sıkça olan gelişlerinde evlilik arzusunu tekrarlıyor. Aç gözlü üvey anne “Leylacığımı sevsin, istesin diye neler yaptım ama sana gönül vermiş, ne çare” demek zorunda kalır. “İstemiyorum, zorla mı? Sevmiyorum” karşı çıkışları yetersiz. “Bağırma, alırım ayağımın altına. Evleneceksin. Bir kat verecek bize. Dediğimizi iki etmeyecek. Aşçı bile tutacak.” O zengin muhitte, Leylacığına bir koca bulma hayali içindeydi. Oysa Leyla, karşılıksız olarak sevdiği Murat’ın olacağı günü bekliyor! Olumsuz yanıt aldıkça “Bunları burnundan getireceğim, kan kusturacağım” diye içten içe kinlenen Semih’in gerçek amacını Şantöz Yıldız’la konuşurken anlıyoruz. Berbat haldeymiş! Arzudan geberiyormuş! Çok daha güzellerini tanımış ama o kızın yerini hiçbiri dolduramıyormuş. “Neler yapmadım, hâlâ ne yollar, ne açmazlar yapıyorum bilsen. Düşün, evlenme bile teklif ettim! Üvey anası ile ablası da sahiden alacağımı zannediyorlar Nilüfer’i. Parçalanıyorlar. İşin hilesine kaçacağım!” Tüm debelenmesine karşın isteğini gerçekleştiremeyecektir. Mahallede bunlar olurken, Beyoğlu’nda geçen iki yıldan sonra, ‘umulmadık bir hadise’ Murat’ın aklını başına getirir. Sevgilisi şarkıcı Semra’ya sarkıntılık eden Gazinocu Rüstem’i hırpalamıştı. Sonraki kavgada, patronun adamlarından Turgut’u yaralıyor. 16 ay süren hapisliğin ardından, Nilüfer ile evlenir, Tahsin Usta’nın tamirhanesinde çalışmaya başlar. “Hayat gerçekten yeni başlamıştı benim için. İçkimi bile evimde içiyordum. Bütün eğlencemiz, haftada bir iki bahçe sinemasına gitmekti. Lakin gene de içimde daimi bir kuşku vardı. Bu kadar sessiz, muntazam bir hayata alışmamıştım. Her an, olacak bir şeyi bekler gibiydim. Çok sürmedi, felaket apansız geliverdi.” Nilüfer için “Bir defa da olsa benim olacak” diyen Semih, bir plan yapmış. Murat’ın eskiden ‘kesik olduğu’ Yıldız, arabasını ‘tesadüfen’ tamirhaneye getirince delikanlının ‘kanı tekrar tutuşur’. Beraber olurlar. Oyuna getirildiğini anlayan Murat, Semih’i öldürüyor. Polise, teslim olmaya giderken, Nilüfer yine, ama bu kez çocuğu ile bekleyecektir.