Sapsız sanık – Wrongfully Accused (1998)

Keman ustası Ryan Harrison yakışıklı bir stardır. Lauren Goodhue ile tanışması sonucunda inanılmaz tecrübeler yaşar. Lauren in kocasını öldürtme planına karışır ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine karşı yapılan suikastı önlemek zorunda kalır. Ancak yanlışlıkla bir cinayet sanığı olarak tutuklanır. Halbuki suç onun değil tek kollu, tek bacaklı ve tek gözlü bir adamdadır. Harrison onu bulmak için firar eder. Bir U.S Marshal görevlisi olan Ferguson Falls ise Harrison ın peşine düşüyor. Ryan ın masum olduğuna sadece bir tek güzel bir kadın inanır.



Saklambaç – Hide and Seek (2005)

Başarılı bir sosyolog olan David Callaway'in eşi Alison aniden ölüyor ve Emily büyük bir travma yaşıyor. Baba kız, Emily'nin annesi ile güzel günlerini yaşadığı Manhattan'dan New York'un kuzey mahallerinden birine taşınıyorlar. Bundan kısa bir süre sonra Emily, Charlie adını verdiği hayali bir arkadaş geliştirir. David başlangıçta Charlie'yi Emily'nin kendisini ifade etmesine yardımcı olması açısından olumlu bir gelişme olarak görse de başlarına gelen korkunç olaylar onu Charlie'nin gerçek biri olduğuna inandırmaya başlar... Ve eğer öyleyse Charlie'nin durdurulması gerekmektedir. Küçük Emily Callaway'in hayali arkadaşı Charlie ile Saklambaç oynamak çok basit ve masum bir heyecandı. Oysa ki kendisini babası David'in bile durduramadığı kabus gibi olayların ortasında bulur. Charlie kim ya da nedir? David bunu çok merak etmektedir. Nasıl oluyor da kızı böyle bir varlığın bu kadar etkisinde kalabilir?.. Belki de Charlie aslında hayali değildir, belki de kanlı canlı bir varlık olmasa da kötü bir yaratıktır?



İsimlerin Şarkısı – The Song of Names (2019)

Dramatik bir dedektiflik hikayesini anlatan The Song of Names filmi iki küçük çocuğu II. Dünya Savaşı arifesinde bir araya getirir. Martin, Mortimer Simmons isimli başarılı bir müzisyenin oğludur. Dovidl ise ise dokuz yaşında başarılı bir kemancıdır. Dovidl, Warsaw'dan Martin'in yaşadığı eve gelerek ünlü müzisyen Carl Flesch ile çalışacaktır.



Umut Limanı – Le Havre (2011)

Eski bir yazar olan, bohem bir hayat tarzına sahip olan Marcel Marx, Fransa'nın liman şehri Le Havre'de yaşamakta, kentte ayakkabı boyacısı olarak mütevazi bir hayat sürüp gitmektedir. Başarılı bir edebiyatçı olma hayallerinden vazgeçerek işi, karısı Arletty ve akşamları demlendiği bar arasında gidip gelen Marcel'in çizdiği bu sade hayat, yasa dışı yollarla kente gelen Afrikalı bir göçmenin hayatına girmesi ile alt üst olur. Eşi Arletty ise bu arada ciddi bir hastalığa yakalanır. Marcel'ın kılıçlarını yeniden kuşanma vakti gelmiştir...



Mağara – The Cave (2005)

Bir grup bilimadamı Romanya'daki gizli ormanlarda araştırma yapmaktadır.Araştırmalar sırasında gizli bir mağara bulan bilimadamları, durumu American araştırmacılarına haber verir.Bu mağaranın yeni bir ekosisteme ait olabileceğine inanan biyologlar, araştırmaları genişletir.Jack ve kardeşi Tyler dünyanın en iyi dalgıçları arasında gösterilen profesyonel araştırmacılardır.İki kardeş, tüm ekipmanlarını alarak Romanya'ya gelir.Yeni icad edilen özel bir dalış tüpüyle 24 saate kadar suyun altında kalabilme şansına sahiptirler.Bulundukları su altı mağarasının girişinde büyük bir patlama yaşanır ve dalış ekibi mağara da sıkışırlar.Charlie ve Buchanan'la birlikte iki kardeş 24 saatlik zor bir maceraya başlar.



Asla Yabancılarla Konuşma – Never Talk To Strangers (1995)

Sarah Taylor çift kişilikli mahkumlarla ilgilenen bir psikiyatristtir. Tecavüzden tutuklanan ve çift karakterli olduğu düşünülen bir mahkumu tedavi etmekle uğraşmaktadır. Sarah birgün markette hiç tanımadığı bir adamla karşılaşır. Yakışıklı fakat serseri görünümlü Tony Ramirez eski bir polistir. Tony ilk bakışta Sarah'a aşık olur. Sarah başlangıçta hiç tanımadığı bu adamı reddetmesine rağmen ilgisine fazla karşı koyamaz. Bir süre sonra Sarah cevapsız telefonlar ve tehditler almaya başlar.



Yürekten Dans Et – Into the Beat (2020)

Bale genlerine işlemiş olsa da onun gönlü hip hopta. Bir yol ayrımına geldiğinde tercihini hangisinden yana kullanacak? Şans eseri hip hopu keşfeden genç bir balerini son derece zor bir seçim beklemektedir. Acaba ailesinin izinden mi gidecek, yoksa yeni tutkusunun peşinden mi koşacak?



Koç Carter – Coach Carter (2005)

Eskiden başarılı bir basketbol oyuncusu olan Ken Carter, mezun olduğu Richmond Lisesinden gelen koçluk teklifini kabul eder. Koç Carter oyuncularının sahada kazananlar olmasının yanında, sınıflarında da çok başarılı olmalarını istemektedir. Bundan dolayı tüm oyuncularını, ortalamalarını 2.3'ün üzerinde tutacaklarına, sınıfta en ön sırada oturacaklarına ve tüm derslere gireceklerine dair bir sözleşme imzalamaya zorlar. İş disipline geldiği zaman koç Carter tamamen acımasızdır, kondisyonun ve defansın her zaman hücumdan önemli olduğunu savunmuş ve takımını da bu yönde çalıştırmaya başlamıştır. Programı işlemiştir, takım sezona müthiş bir başlangıç yapmış ve her şey çok iyi gitmektedir. Ta ki oyuncuların akademik ilerleme raporları gelinceye dek...
video