Billy Elliot (2001)

Kuzey İngiltere'de 1984 yılında yaşanan madenci grevinin sosyal bir zemin olarak karşımıza çıktığı film, ağabeyi ve babası greve katılan 11 yaşındaki bir çocuğun tek başına ayakta durma savaşını ve içsel mücadelesini anlatıyor. Box ringini terkedip bale dersleri almaya başlayan Billy Elliot'un seçimi ailesi tarafından yadırgansa da, bale hocası Bayan Wilkinson ona arka çıkacaktır.



Taxi (2004)

En büyük hayali Nascar’da yarışmak olan Belle Williams hem iyi bir araba tamircisi hem de usta bir şoför. Bisiklet sürme kariyerinde bir rekor kırsa da taksi ehliyeti aldığında dünyalar onun olur çünkü bu sayede hem en sevdiği işi yapacak hem de bu işten para kazanacaktır. Belle’nin asıl macerası ise dedektif Washburn’un onun arabasına binmesi ile başlar.

Geçmişi Silmek – Delete History – Effacer l’historique (2020)

Toplumla uyumsuz karakterleri seven Benoît Delépine ve Gustave Kervern’i. 32. İstanbul Film Festivali’nde izlediğimiz Le grand soir / Zıt Kardeşler ’den hatırlıyoruz. Anarşik uçarı komedileriyle her daim güncel meseleleri yakalayan yönetmen ikilisi, bu kez dijital çağın bizi soktuğu tuhaf durumları dinamik ve son derece eğlenceli bir kurgunun içine yerleştiriyor. Bir taşra kentindeki üç komşunun yolu dijital ortamda yaşadıkları mağduriyetlerle kesişiyor. Marie’nin başı bir seks videosuyla dertte; Bertrand’ın kızı sanal ortamda linç yiyor; Christine ise düşük Uber puanlarını kafaya takmış durumda. Üçü birleşip teknoloji devlerine kafa tutmaya çalışırken, kendini ciddiye almayan, matrak bir Black Mirror’ın içine düşüyoruz adeta. Filmde Vincent Lacoste, Benoît Poelvoorde, Jean Dujardin gibi tanıdık yüzler de kısa sürpriz rollerde karşımıza çıkıyor.



Gözyaşlarının Tuzu – Le sel des larmes (2020)

Adı Godard ya da Truffaut kadar sık anılmasa da Philippe Garrel 60’larda Fransız Yeni Dalgası’nın pek çok gölgede kalmış cevherine imza atmış bir sinemacı. En son 2017’de Filmekimi’nde izlediğimiz L’amant d’un jour / Günübirlik Sevgili ile yeni nesil sinefilleri de kendine hayran bırakan usta yönetmen yeni filminde kalp acıtan bir dizi aşk ve ayrılık hikâyesi anlatıyor. Babadan kalma marangozluk mesleğinde ilerleme hayalleriyle taşradan Paris’e gelen Luc’ü takip eden kamera pek çok yerde Fransız Yeni Dalga filmlerini hatırlatıyor. Ölüm ve yaşam üzerine diyaloglar, ilişkilere dair gözlemler ve keskin bir siyah-beyaz sinematografiyle 70’ler Fransa’sına selam çakan Gözyaşlarının Tuzu , dünya prömiyerini 2020’de Berlinale’de yaptı.



Serseri Aşıklar – À bout de souffle (1960)

Michel Marsilya'da bir otomobil çalar ve yolda bir polis öldürür. Paris'te Champ Elysees'de New York Harold Tribune gazetesi için stajyerlik yapan Patricia'yı bulur. Daha önce birkaç kez birlikte olmuşlardır. Michel polis tarafından aranırken eski arkadaşlarıyla buluşup Roma'ya gitmek için gerekli parayı elde etmeye çabalar. Ancak ikisi de duygularından bir türlü emin olamaz. Başının polisle belaya girmesini istmeyen Patricia büyük bir ikilemde kalır. Onun bu kararsızlığına aldırış etmeyen Michel ise tam bir güven içinde son hazırlıkları yapmaktadır.



İkimiz – Deux – Two Of Us (2019)

On bir film ödülü aldıktan sonra üzerine de yirmi iki adet film ödülüne aday gösterilen ve imdb puanlaması halen 7.1 gibi çok yüksek bir puana sahip olan Deux film dram ve romantizm öğelerini taşımaktadır. İkimiz ismiyle buluşan yapım Nina ve Madeleine isimli iki kadının dram ve sır dolu hikâyesini ele almaktadır. Nina ve Madeleine çoktan emekli olmuş ve aynı apartmanda uzun zamandır komşu olarak yaşayan ve artık ihtiyarlık aşamasındaki yaşlarına gelmişlerdir. Bu iki sıkı dost ve komşu uzun yıllar boyunca aslında birbirlerine deliler gibi aşık iki kadındır. Ancak bu sırrı hiç kimse bilmemektedir. Hem çevreleri hem de aile üyeleri onları sadece iki yakın komşu olarak bilmektedirler.



Vidocq (2001)

Adam çok büyük bir gürültü ile yanan ocağın kenarına tutunmuş vaziyettedir. üzerinde ona bakan maskeli biri vardır ve varlık maskesini çıkarttığında, vidocq ünlü dedektif, kılık değiştirme uzmanı ve kurtuluş gözüyle bakılan tek kişi yanan ocağa düşer. paris'te bir çok insan onun neden ve kim tarafından öldürüldüğünü bilmemektedir. biyografisini yazmaya karar veren genç gazeteci etienne boisset ölümünün ardındaki gizi çözmeye ve onun intikamını almaya karar verir



Aşkın Gözü – Radiance (2017)

Filmler için seslendirme metinleri yazan genç sanatçı Misaki küçükken kendisini bırakıp giden babasını neredeyse hiç tanımamıştır. Oldukça yalnız bir hayat yaşayan Misaki’nin tek varlığı hafızası sürekli gidip gelen demans hastası annesidir. Hayatında eksik olan sevgiyi ve sürekli eksikliğini duyduğu babasını hep yanlış kişilerde ve yanlış sevgilerde aramaktadır. Bir film gösteriminde ise kendisinden çok daha yaralı bir adam olan Masaya ile tanışır. Saygı gören bir fotoğrafçı olan Masaya, yaşadığı hastalık sebebiyle her geçen gün körlüğe yaklaşmaktadır. Yakın zamanda eşinden boşanmış yalnız bir adam olan Masaya, hayattaki tek tutkusu olan fotoğrafçılığı artık yapamayacak olmanın acısını hissetmektedir. Ufak bir tartışma ile başlayan ilişkileri zamanla ikisinin de yaralarını saracak ve kaybettikleri umut ışığı yeniden parlayacaktır.



Umut Limanı – Le Havre (2011)

Eski bir yazar olan, bohem bir hayat tarzına sahip olan Marcel Marx, Fransa'nın liman şehri Le Havre'de yaşamakta, kentte ayakkabı boyacısı olarak mütevazi bir hayat sürüp gitmektedir. Başarılı bir edebiyatçı olma hayallerinden vazgeçerek işi, karısı Arletty ve akşamları demlendiği bar arasında gidip gelen Marcel'in çizdiği bu sade hayat, yasa dışı yollarla kente gelen Afrikalı bir göçmenin hayatına girmesi ile alt üst olur. Eşi Arletty ise bu arada ciddi bir hastalığa yakalanır. Marcel'ın kılıçlarını yeniden kuşanma vakti gelmiştir...



Tepelerin Ardında – După Dealuri (2012)

Voichiţa ve Aline adında yetimhanede birlikte büyümüş, iki kızın arkadaşlığını anlatan bu filmde, cinsel taciz gibi talihsiz durumları birlikte atlatmış iki yakın arkadaşın yetimhane yaşamından sonra yolları ayrılır. Yolları ayrılan iki kadından Alina Almanya'ya göçmüş, Voichiţa ise Romanya'ya yerleşip orada bir manastıra sığınmıştır.