Kovan (2020)

Genç bir kadın olan Ayşe, ortaokul yıllarında Artvin’den Almanya’ya gönderilir. Uzun yıllar memleketinden uzakta yaşayan Ayşe, annesinin hastalanması sonucu çocukluğunun geçtiği köy evine geri döner. Ölüm döşeğinde olan annesi, kızında son olarak aile arılığını çekip çevirmesini ister. Hayatta en büyük korkusu arı olan Ayşe, annesinin isteğini geri çeviremez ve aile yadigarına sahip çıkmaya karar verir. Bu süreçte arıcılığın merkezi olan köye modern yönetmenler getiren Ayşe ile geleneksel arıcılar arasında çatışmalar yaşanır. Bir de koana dadanan arılar, Ayşe’nin hayatı ve kovanlar için büyük tehlike oluşturur.



Gölgeler ve Suretler

Derviş Zaim'in “Minyatür” sanatını anlattığı “Cenneti Beklerken”, “Hat” sanatını anlattığı “Nokta” dan sonra üçlemenin son filmi olan ve “Gölge” sanatını anlatacağı “Gölgeler ve Suretler” isimli filminin çekimleri Nisan 2010 tarihinde başlayacak. 1963 Kıbrısta geçen hikayede Buğra Gülsoy “Ahmet” isimli Kıbrıslı Türk bir genci canlandıracak. Yönetmenle karakter çalışmalarına başlayan Buğra Gülsoy “Derviş Zaim gibi usta bir yönetmenle çalışmak çok onur verici. Yönetmenimle masa başı çalışmalarına başladık. 1963 siyasi olaylarının içinde geçen hikaye kanlı Kıbrıs tarihine gerçek bir ayna tutuyor.” yorumunda bulundu.



Beyoğlu’nun Arka Yakası (1986)

Beyoğlu’nun önemini kim reddedebilir? Kültür-sanat kadar eğlence hayatının merkezi de yüzyıllardan beri orasıdır. Zamanında ana caddesinde hanımefendi ve beyefendiler şık kıyafetlerle boy gösterirken, arka sokakları hemen her alt kültürün buluşma yeri olmuş bir semt... İstanbul’la ilgili pek çok iktidar savaşının Beyoğlu üzerinden ilerlemesi, bu çokkültürlü merkezi yeniden biçimlendirmek isteyenlerin eksik olmaması da elbette şaşırtıcı değil.


Beyoğlu’nun önemini kim reddedebilir? Kültür-sanat kadar eğlence hayatının merkezi de yüzyıllardan beri orasıdır. Zamanında ana caddesinde hanımefendi ve beyefendiler şık kıyafetlerle boy gösterirken, arka sokakları hemen her alt kültürün buluşma yeri olmuş bir semt… İstanbul’la ilgili pek çok iktidar savaşının Beyoğlu üzerinden ilerlemesi, bu çokkültürlü merkezi yeniden biçimlendirmek isteyenlerin eksik olmaması da elbette şaşırtıcı değil.
Sürtük’ten bahsederken bunlar öncelikle akla gelmeyebilir. Film, gazino patronu Ekrem’in amatör şarkıcı Naciye’yi yetiştirip assolist yapmasını konu alır. Ancak Naciye müzik dersleri aldığı piyaniste âşık olunca işler karışır, çünkü Ekrem “eseri” üzerinde iktidarını ilan etmeye çalışır; filmin bir sahnesinde de Naciye’ye şöyle der: “O Beyoğlu caddesinde potin bile boyadım ben. Şimdi de senin gibilerle halkın gözünü boyayıp, para kazanıyorum.” Naciye gibi, Beyoğlu’nun gece hayatı da onun için bir proje, bir iktidar alanıdır. Gerçekten de Ekrem, bir nevi her şeyin üzerindeki “güç”tür; âşıklar bağımsızlıklarını ilan etmeye çalışınca, iş buldukları küçük işletmeleri de satın alarak çalışmalarını engeller. Ancak gerçek hayattaki iktidar sevdalılarından farklı olarak sonunda ısrarından vazgeçer. Âşıkların birleşmesine aracı olduktan sonra gazinodan çıkar ve Beyoğlu sokaklarında yalnız başına yürür. Kamera uzaklaşırken, Ekrem de küçülür. Artık ne Naciye’nin, ne de Beyoğlu’nun sahibi olabileceğini anlamıştır.
Beyoğlu’nun Arka Yakası ise bu semte Ekrem ve benzerlerinin sürmeye çalıştığı cilayı söküp atar. Beyoğlu’nun arka sokaklarını gösterirken şöyle der film: “Beyoğlu’nu batırmak, yermek kadar kolay bir şey yok… İyi röportajcı Beyoğlu’na söver. Ben acemi röportajcıyım, Beyoğlu’nu öveceğim.” Filmin başkarakteri memur Haydar, Beyoğlu’nda felekten bir gece çalayım derken tüm maaşını bir fahişeye kaptırır ve başına gelmedik kalmaz. Sonunda gece boyu peşinden gittiği beyaz elbiseli kızın (cilalı bir Beyoğlu hayali) gerçek olmadığını kabul edecek ve Ekrem gibi sahneyi küçülerek terk edecektir. Her iki film de Beyoğlu’nun kendini ele geçirmeye veya çözmeye çalışan karakterleri eve eli boş yollamasıyla sonlanır.


Beyoğlu’nun önemini kim reddedebilir? Kültür-sanat kadar eğlence hayatının merkezi de yüzyıllardan beri orasıdır. Zamanında ana caddesinde hanımefendi ve beyefendiler şık kıyafetlerle boy gösterirken, arka sokakları hemen her alt kültürün buluşma yeri olmuş bir semt… İstanbul’la ilgili pek çok iktidar savaşının Beyoğlu üzerinden ilerlemesi, bu çokkültürlü merkezi yeniden biçimlendirmek isteyenlerin eksik olmaması da elbette şaşırtıcı değil.
Sürtük’ten bahsederken bunlar öncelikle akla gelmeyebilir. Film, gazino patronu Ekrem’in amatör şarkıcı Naciye’yi yetiştirip assolist yapmasını konu alır. Ancak Naciye müzik dersleri aldığı piyaniste âşık olunca işler karışır, çünkü Ekrem “eseri” üzerinde iktidarını ilan etmeye çalışır; filmin bir sahnesinde de Naciye’ye şöyle der: “O Beyoğlu caddesinde potin bile boyadım ben. Şimdi de senin gibilerle halkın gözünü boyayıp, para kazanıyorum.” Naciye gibi, Beyoğlu’nun gece hayatı da onun için bir proje, bir iktidar alanıdır. Gerçekten de Ekrem, bir nevi her şeyin üzerindeki “güç”tür; âşıklar bağımsızlıklarını ilan etmeye çalışınca, iş buldukları küçük işletmeleri de satın alarak çalışmalarını engeller. Ancak gerçek hayattaki iktidar sevdalılarından farklı olarak sonunda ısrarından vazgeçer. Âşıkların birleşmesine aracı olduktan sonra gazinodan çıkar ve Beyoğlu sokaklarında yalnız başına yürür. Kamera uzaklaşırken, Ekrem de küçülür. Artık ne Naciye’nin, ne de Beyoğlu’nun sahibi olabileceğini anlamıştır.
Beyoğlu’nun Arka Yakası ise bu semte Ekrem ve benzerlerinin sürmeye çalıştığı cilayı söküp atar. Beyoğlu’nun arka sokaklarını gösterirken şöyle der film: “Beyoğlu’nu batırmak, yermek kadar kolay bir şey yok… İyi röportajcı Beyoğlu’na söver. Ben acemi röportajcıyım, Beyoğlu’nu öveceğim.” Filmin başkarakteri memur Haydar, Beyoğlu’nda felekten bir gece çalayım derken tüm maaşını bir fahişeye kaptırır ve başına gelmedik kalmaz. Sonunda gece boyu peşinden gittiği beyaz elbiseli kızın (cilalı bir Beyoğlu hayali) gerçek olmadığını kabul edecek ve Ekrem gibi sahneyi küçülerek terk edecektir. Her iki film de Beyoğlu’nun kendini ele geçirmeye veya çözmeye çalışan karakterleri eve eli boş yollamasıyla sonlanır.

Mendilim Kekik Kokuyor (2020)

1915 yılında bir Anadolu kasabasında başlayan Mendilim Kekik Kokuyor, Hasan ve amcasının oğlu Yusuf’un ikisinin birden gönlüne Elife kaptırması ile başlıyor. Bu sırada seferberlik ilan edilir. Herkes Çanakkale cephesine doğru yola çıkacaktır. Hızlı davranan Yusuf, Elife aşkını ilan eder ve Hasan’ında başka bir sevdiği olduğu yalanını söyler. Oysa Elif Hasana ilgi duymaktadır. Bu sebeple Hasana vermek için kekik kokulu bir mendil hazırlamıştır ama Yusuf gizlice mendili de alır. Cephede ise birçok kişi hayatını kaybederken; kahramanlarımız Hasan ve Yusuf düşmana esir düşeceklerdir.



Aden (2018)

Aras ve Marba savaştan kaçmıştır. Açlık, sefalet olmadan yaşayacakları yeni bir hayat hayali ile bir yolculuğa çıkan Aras ve Marba, tüm umutlarının bittiği noktada cennetten bir sahne gibi görünen çiftlik evini bulurlar. Evli olduklarını saklayıp eve yaklaştıklarında, ev sahipleri Libak ve Pukay bir süre tereddüt yaşasalar da onları eve kabul eder. Ancak bu tedirginlik iki taraflıdır.



Mavi Boncuk (1958)

Film 17 Nisan 2017 tarihi itibarıyle Youtube'a yüklenmiş. Çok özel bir film olacak ki internet üzerinden film satan bir firma filmi 2000 TL/dan satıyor. İzlemek isteyenlere duyurmuş olayım. Filmde 26 yaşında gencecik bir Ekrem Bora ile ilk defa bi r filmde oynayan Peri-Han ve devrin Pişkin Teyze'si Halide Pişkin'i yine gençlik zamanlarındaki Hüseyin Peyda'yı izleyeceksiniz. Üstelik İstanbul sokaklarının plato olarak kullanıldığı 1950' li Yılların İstanbul'unu Bu özellikleri dolayısıyle filmin değerli olduğunu düşünüyorum. İyi Seyirler...



Bir Avuç Deniz (2011)

Bir Avuç Deniz, Deniz isimli bir kızın; Deniz’e aşık Mert’in; Mert’e aşık Deniz ve Dilek’in; belki de hepsinden önemlisi, oğlu Mert’e aşık Rana Hanım’ın hikayesi. Bir avuç aldığımız deniz, gerçekten deniz midir? Tutkularımızın sınırı nerede? Sinema dağıtımı Cinefilm tarafından yapılacak “Bir Avuç Deniz” Mart 2011’de vizyona girecek.



Kar Beyaz (2011)

On yaşındaki Hasan, iki kardeşiyle yaşam mücadelesi vermektedir. Babası hapiste, annesi şehirde bakıcılık yapmaktadır. Hasan, yaptığı ayranı şoförlere satarak geçinmektedir. Hasan o gün yine ayran satmaya çalışır, ama kimse almaz, evin yolunu tutar. Kurt seslerini duyunca paniğe kapılır, çamura düşer. Annesi ani bir kararla, çocuklarını yanına dönmek üzere hareket eder, durağa gelir. Hasan'ı sorar ve karlar içindeki oğluna ulaşır..



Misafir (2011)

Oktay, uzun yıllardır yaşadığı Paris’ten memleketi Kütahya’ya geldiği ilk gece, bunca yıldır onu evinden uzakta tutan nedenlerle bir kez daha yüzleşir. Şehri yeniden terk etmek üzereyken, tesadüf eseri kapısından içeri girdiği bir uzak akraba evinde Ayşe ile karşılaşır.Ayşe, dört duvar arasından ibaret olan küçük dünyasına sığamayan, evliliğinde mutsuz, taşralı bir kadındır. Oktay ve Ayşe, yıllar sonra birbirlerinde mutluluğu bulurlar. Mutluluğu sürdürebilmenin tek yolu ise, Ayşe’nin Oktay ile birlikte Paris’e gitmesidir. Ayşe, belki de ilk kez mutlu olabilme fırsatıyla, hayat diye bildiği her şey arasında bir tercih yapmak zorunda kalır. Ayşe’nin kararı, hiçbir yerde evinde hissedemeyen Oktay’ın, kendi hayatındaki “misafir”liğinin sona erip ermeyeceğini de belirleyecektir..



Azizler (2021)

Gençlik döneminin sonlarına gelen Aziz hayatından hiç memnun değildir. Sevmediği bir işte uzun zamandır çalışmaktadır ve hayalini kurduğu meslekten giderek uzaklaşmıştır. Dört yıldır beraber olduğu sevgilisi Burcu ile olan ilişkisinin ise sonlarına geldiğini fark eden Aziz, yalnız kalmaya, özgürleşmeye ve kendisi ile zaman geçirmeye duyduğu ihtiyaç daha önce hiç olmadığı kadar fazladır. Tam umutlarını kaybetmişken, karşısına beklenmedik bir fırsat çıkar. Bu fırsatı değerlendirmek için Aziz’in çok riski bir yalan söylemesi ve bu yalanı devam ettirmesi gerekmektedir. Söylediği bu yalanın sonuçları ise Aziz’in hayatını tamamıyla değiştirecektir.



Gassal (2015)

Abbas yaşamını evinin bahçesine kurduğu gasilhanede ölü yıkayarak geçirmektedir. Zaman zaman da yoldan geçen kamyoncular Abbas’ın evinin odalarını bir geceliğine kiralamaktadır. Bir gün Abbas’ın evine Akay isminde bir kız gelir. Akay eve bir geceliğine gelmiştir ama evden bir türlü ayrılamaz. Ayrılamadıkça da Abbas’ın bütün sırlarını çözmeye başlar...



Cin-i Ayet (2018)

Salih, yalnız yaşayan, hayatını cinlerle mücadeleye adamış bir adamdır. Henüz küçük bir çocukken annesine musallat olan ve ailesini katleden ifritten intikam almak için elinden gelen her şeyi yapan Salih, kendisini, kurallarını İfrit ordusunun padişahı Se'nik'in belirlediği bir lanetin içinde bulur. Salih, bir yandan ailesinin intikamını almak isterken, o zamana kadar varlığından haberdar olmadığı kardeşi Serpil'i de bu lanetten korumak zorundadır.